mutsuzdu,, doğduğu günden beri,, mesela mutsuz bir çocuktu, ve mutsuz geçirdi ergenliğini,,
hep mi mutsuzdu hayır değildi,, aşık olmadığı zamanlar mutsuz, mutsuz olmadığı zamanlarda aşık biriydi,, bunu üç yaşında öğrendi,, son abdal üç yaşından beri güzelin peşindeydi,,
kafası elleri kocaman bir bebekti başını taşıyamazdı küçükken, abdalın annesi öyle derdi,, abdal ağlamaz uslu bir çocuktu, büyük adam gibiydi, düşünceliydi bebek bezi reklamlarında oynayacak kadar güzeldi,, öyle derdi abdalın annesi,, annesi onu çok çok severdi,,
tel sarar abdal tel sarar tel bulamazsa ne sarar
abdalın annesi nur gibi kadındı,, pembe yanaklı, allah inançlı,, bir başına büyüttü abdalı, güçlü kadındı,, daha karnındayken ölümünü görmüştü abdalın, bazen bu rüyadan çok korkardı,,
annesi, iki yaşında tam yirmi kilo abdalı kucağında her gün beşinci kattaki bakıcı kadına taşıdı, abdal ilk defa bu evde konuştu, keşfetti insanlığını, ve insan bedenin sınırlarını,, ve can sıkıntısını ve can acısını,, ve tüm bunların insan bedenine ait olmadığını,,
bir keresinde düşkün bir yazar, sesini zamana benzetmişti abdalın,, abdal bunu pek hoş bulurdu abdal başta çok güzel çocuktu, sonra yüzü uzadı,,
tel sarar abdal tel sarar tel bulamazsa ne sarar
abdal, önce leylayla mecnundan ve kızlarla yan yana oturmanın yasak olduğu okulların edebiyat hocalarından dinledi aşıklığı,, abdal ciğerliydi,, doğuluydu,, ve çekingendi de,, etrafına sinmiş bilmediğine karşı bildiğini muhafaza etme huyundan,, ve insan vücudunun bulucu ayıplığından,,
belki herkese göre biraz yavaştı, yani aşkı türkçe öğrenmenin ağırlığından,, ama bunun dışında o da herkes gibi anadan doğma, babadan korkma,, büyüdü,, kandı kandırdı kandırıldı, hayatlardan geçti, sevdi sevildi,, nefret edildi,, ve bir sabah iki bacaklılığına hayret ederken insansoyunun, pantolonla işe gitti,,
o, herkes gibiydi, abdallığı ise kaderdi,, şanslı, seçici ve kademeliydi erken yaşta ekti büyük sözleri toprağına,, su ve sevgi verip büyüttü çılgınlığını,, ki işi gücü insandı herkesin derdinden pay kovalardı,, hınzırdı,, yaramazdı,, bel kıvrımlarını ve boyun kas hareketlerini ezberlemekte dünyada üstüne yoktu,, haylazdı,, en güzeli bulmadan hiç durmazdı,, ama hep bulurdu,, en güzeli,, üçte, dörtte, sekizde, ve yırtıcı kuşlarda ve imalarda da hep en güzeli bulurdu,,
tel sarar abdal tel sarar, tel bulamazsa ne sarar
abdal büyük saatlerde sizi yalnızlığınızla barıştıracak,, tekrarı ağız yakan eski bir şarkıyı dillerinize dolayacak,, babalara çocuk başı sevdirecek,, ve aşka kötü söz söyleyeni yedi köyden kovacak,,
son abdal hatırlatmaya geldi en eski dostunuzu,, ancak nedenlerin sonuç doğurduğunu,, ve aynı nedenlerin aynı sonuçları doğurduğunu,, sonsuz tekrarını yani insan yalnızlığının,, gönül gözünüzün nasıl lâl olduğunu,,
rabbin dışına açılan kaçamak bir kapının yokluğunu,, sonsuzluğu aranızda aramayı unuttuğunuzu,, içinizdeki sesin aşık olduğu, fakat nasıl duyulur unuttuğu küskün bir sesin daha varlığını,, sürekli yalnızlığınızın yalnız bırakanını,, hatırlatmaya geldi en eski dostunuzu,,
tel sarar abdal tel sarar, tel bulamazsa ne sarar
son abdal unutulmuş hikâyelerini anlatacak aşk yolundakilerin,, ve aşka sürekli yakınlığını güzel peşindeliğinin,,
ve aşka bir türlü sahip olamadıkları için güzele giden yolları anlatacak size,, yakıp kül ettiği çirkinlerin,,
ancak en çok istediğinden vermekte kurtuluşu sonsuz tekrarının insan oyununun,, ve kırmızının, gözün, çiçeğin ve salının,, bir bir tersini bulmakta çaresi,, birbirine düşman insansoyunun,,
tel sarar abdal tel sarar, tel bulamazsa ne sarar
son abdal,, yakışıklı, delikanlı,, sevdalı,, adamakıllı,, pelerinli kabadayı,,